ReKLaMLaRıMıZ

ReKLaMLaRıMıZ

Sümbülzade Vehbi Efendi ve Rücu Sanatı

Aşağıdaki şiir edebiyat tarihimizin saygın şahsiyetlerinden Sümbülzade Vehbi Efendi'nin müstesna bir eseridir. 

Şiirin hikayesi ise şöyle: Bir gün padişah Vehbi Efendi'yi yanına çağırır "Bana öyle bir şiir yaz ki bir mısrasını okuyunca içimden seni öldürmek bir sonrakini okuyunca ise ödüllendirmek gelsin" der. 

İşte sonuç aşağıda:






Azm-ü hamam edelim sürtüştürem ben sana
Kese ile sabunu rahat etsin cism-ü can..

Lâl-ı şarab içirem ve ıslatıp geçirem
Parmağına yüzüğü hatem-i zer drahşan..
***
Eğil eğil sokayımiki tutam az mıdır?
Lale ile sümbülü kahkülüne nevcivan..
***
Diz çökerek önüne ılık ılık akıtam
Bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan..
***
Salınarak giderken arkandan ben sokam
Ard eteğin beline olmasın çamur aman..
***
Kulaklarından tutamdibine kadar sokam
Sahtiyandan çizmeyi olasın yola revan..
***
Öyle bir sokayım kikalmasın dışarda hiç
Düşmanın bağrına hançerimi nagehan..
***
Eğer arzu edersen ben ağzına vereyim
Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman..
***
Herkese vermektesin bir de bana versene
Avuç avuç altını olsun kulun şaduman..
***
Sen her zaman gelesin ben Vehbi'ye veresin
Esselamun aleyküm ve aleykümüsselam...
-----------------

Azm: Toplantı 
Zer: Altın 
Drahsan: Süslü 
Nevcivan: Genç kişi 
Dest: Ayak 
Sahtiyan: Kuzu derisi 
Nagihan: Aniden 
Şaduman: Mutlu sevinçli

 

 


 
"EĞİL, EĞİL SOKAYIM" 

Sümbülzade Vehbi, hece ve aruz vezniyle yazdığı şiirlerle tanınır tanınmasına da, ders kitaplarında bu gazeliyle tanışmışlığımız yoktur.

rücu, ilk dizeyi okuyanı tahmin edilenden çok farklı bağlamlara götürür ve ikinci dizede yumruğu çakar!ince ve derun bir zekâ göstergesidir velhasıl-ı kelam...rivayet olunur ki, bir gün padişah (III. selim ?) vehbi efendiye; "bana öyle bir beyit söyle ki, ilk dizende"kelleni uçurmak için buyruk vereyim, ikinci dizeninhitamında da seni kese kese altına boğayım" der.

Divan edebiyatı'nın en eğlenceli beyitlerinin havada zarafetle,büyük bir hınzırlıkla uçuştuğu bu güzelim eseri beğenilerinizearz ediyor ve farklılıkların "renk" olduğu gerçeğinibir kez daha tefekküre davet ediyorum.bilenler bir kere daha, bilmeyenler de şimdi tadını çıkarır umarım...

RÜCU

Bezm-i hamam edelim, sürtüşürem ben sana,

Kese ile sabunu, rahat etsin cism-ü can


Lal-u şarap içirem ve ıslatup geçirem,

Parmağına yüzüğü, hatem-i zer dırahşan


Eğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır?

Lale ile sümbülü kâkülüne nevcivan


Diz çökerek önüne ılık ılık akıtam,

Bir gümüş ibrik ile destine âb-ı revan


Salınarak giderken, ardından ben sokayım,

Ard eteğin beline, olmasın çamur aman


Kulaklarından tutup dibine kadar sokam,

Sahtiyandan çizmeyi, olasın yola revan


Öyle bir sokayım ki kalmasın dışarda hiç,

Düşmanın bağrına hançerimi nâgihan


Herkese vermektesin, bir de bana versen,

Avuç avuç altını, olsun kulun şaduman


Eğer arzu edersen ben ağzına vereyim,

Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman


Sen her sabah gelesin, ben Vehbi'ye veresin,

Esselamü aleyküm ve aleykümüsselam.

ReKLaMLaRıMıZ
Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !